Uzmanlar araştırıyor: Aniden ortadan kaybolan ‘gizemli’ Viking yazıtları

Micah Hanks

Latin alfabesinin benimsenmesinden yüzlerce yıl önce Cermen halklarının kullandığı antik runik alfabe, en esrarengiz antik yazı sistemlerinden biri olmayı sürdürüyor. Barındırdığı sırlar arasında en önemlisi yalnızca nasıl ortaya çıktığı değil, aynı zamanda Viking sembolleri ve bilgeliğiyle sıkça ilişkilendirilen runik yazıların neden M.S. 700 civarında tuhaf bir şekilde aniden ortadan kaybolduğu.

‘Futhark’ (ya da ‘Fuþark’) diye de bilinen bu antik alfabe, Viking Çağı’nın başlamasından asırlar önce bir grup Cermen halkınca kullanılmıştı. Eski Nors dili, Eski Yüksek Almanca, Eski İngilizce ve diğerlerini içeren kimi diller, alfabeyi isimlendirirken ‘f’, ‘u’, ‘th’, ‘a’, ‘r’ ve ‘k’ seslerine karşılık gelen ilk altı karakteri içinde barındıran ‘Futhark’ adını kullandılar. Antik runik alfabenin kayıt altına alınan en eski örnekleri M.S. 150 yıllarına dek geriye gider ve Danimarka’da keşfedilen kemikten yapılma antik bir tarak üzerine yazılan yazıları içerir. Bu yazı sistemi 2. yüzyıldan 8. yüzyıla dek kullanıldı. Runik karakterlerinin her biri sesleri simgelerken, ilk Cermen halklarının inançlarına dahil olan kendine has sembolik ya da büyülü anlamlarıyla belirli isimlere sahipti.

BÜYÜLÜ KELİMELER VE ANTİK ŞİFRELER

Bununla beraber, 8. yüzyılda, resmi olarak ‘Eski Futhark’ diye adlandırılan 24 harfli runik alfabe sadeleştirildi ve Viking sembollerinden oluşan runik sistem yalnızca 16 karaktere indirildi. Bu durum, rünlerini, silahları ve diğer malları üzerine kazınmış büyülü yazılardan tarihin en eski şifreli mesajlarına varıncaya dek her alanda kullanan bir topluluk için hiç beklenmedik bir gelişmeydi.

İsveç’te bulunan ve M.S. 800’lerin sonlarına tarihlenen ünlü runik ‘Rök taşı’, runologlar (rün bilimciler) tarafından hâlâ tam olarak deşifre edilemeyen, bu türden şifreli bir runik mesaja bir örnek teşkil ediyor. Fransa’daki Lorraine Üniversitesi’nden tarihçi Sebastian Zimmermann, bu yılın başlarında Almanya’nın Münih kentinde düzenlenen ‘HistoCrypt 2023’ konferansında, birinci yüzyıldan yedinci yüzyıla dek katalogladığı şifreli runik yazıt örnekleri taşıyan eserler hakkında yürüttüğü araştırmanın sonuçlarını açıkladı. Tarihin herhangi bir döneminde gerçekleştiği tespit edilmiş buna benzer bir gelişme olmadığı için, konuşulan diller genişledikçe runik alfabede daha az harf kullanılmasının hangi koşullarda avantaj sağlamasının beklendiği hâlâ belirsizliğini koruyor.

VİKİNG SEMBOLLERİNİN KAYBOLUŞU

İsveç’te bulunan Uppsala Üniversitesi’nde İskandinav dilleri profesörü olan Henrik Williams, “Bu mesele, büyük ihtimalle modern runolojide varlığını koruyan en büyük sorun” diyor. Rünler alanında dünyanın en tanınmış uzmanlarından biri olan Williams, ortak İskandinav dilinin 6. yüzyılda radikal bir dilsel gelişim göstermeye başladığını ve kimi bilim insanlarının bu durumun M.S. 536 ile 547 yılları arasında gerçekleşen ve büyük çapta kayıplara yol açan birkaç volkanik patlamayla bağlantılı olabileceğine inandığını belirtiyor. Profesör Williams verdiği demeçte, “Her rün, o rün tarafından temsil edilen konuşma sesiyle başlayan bir kelimeyle belirlenmişti” diyor: “Dilsel değişimler yüzünden bu sistem bozuldu.”

Williams, buna örnek olarak, başlangıçta ‘ehwaz’ sesini temsil eden ama sonraları ‘joR’ biçiminde geliştirilen ‘e’ rününü veriyor; bu durum, bu rünün artık e’yi temsil edecek biçimde kullanılmadığı anlamına geliyordu. Williams, “Bu, neden (kullanımı sona eren bütün rünlerden ziyade) bir takım rünlerin kullanılmasının mümkün olmadığını izah ediyor” diyor. “Farklı güçler de iş başında olabilir.”

Williams, başka antik dil sistemlerinde buna benzer bir şeyin meydana gelip gelmediğini bilmediğini ifade ederek, “Ne olursa olsun, ortaya çıkan netice, başlangıçtaki 24 karakter yerine 16 karakterlik bir alfabe oldu” diye ekliyor.

24 RÜNDEN SADECE 16’YA

Williams, rünlerin günümüzde herhangi bir başka alfabetik yazının kullanımına benzer şekilde kullanıldığını belirtse de, tarihçilerin esasen sözlü bir toplum olarak kabul ettikleri insanlar tarafından bu haliyle kullanılmasının, bu harflerin Orta Çağ boyunca merkez İskandinavya’daki bölgelerde kullanımdan kalkmasına yol açan bir etken olabileceğini belirtiyor. Williams’ın runik karakter sayısının başlangıçtaki 24 karakterden yalnızca 16’ya inmesinin nedenleri olarak ortaya koyduğu ihtimaller arasında, daha az sembol kullanmanın yazma sürecini kolaylaştırmak anlamına gelebileceğini de içeren bazı pragmatik fikirleri içeriyor.

Williams, “16 ründen oluşan harf kümesinin taşlara ya da ahşaba işlenmesi daha kolay olabilir” derken antik dönemdeki yazıcıların daha az çaba sarf etmesini sağlayabileceğini ama aynı zamanda yazıların okunmasını daha güç bir hale getireceğini ekliyor: “10. yüzyılın sonlarına gelindiğinde bazı rünlere noktalar eklendi ve mesela ‘k’ rünü ‘g’ biçiminde değiştirildi.”

Williams, “Latince yazı yaygınlaştığında, rünler git gide Roma harflerine karşılık gelen karakterleri kapsayacak biçimde dönüştürüldü” diyor. Her ne kadar günümüzde yapay zekâ alanında devasalar gelişmelere tanık olsak da Williams, yapay zekânın antik runik alfabeyle ilgili bu aydınlatılamayan sırları çözmeye yardım edebileceği görüşüne karşı çıkıyor.

Williams, “Yapay zekâ, yorumlama çalışmalarında kesinlikle faydalı bir araç haline gelebilir; fakat yazıtların okunması yalnızca 3 boyutlu tarama ile yapılamayacağı gibi, elimizdeki teknikler ne olursa olsun, rünoloji alanındaki çoğu sorunu çözmek için bir insana ihtiyaç duyulacaktır” diye devam ediyor. Williams’a göre, dilbilimcilerin kafasını böylesine uzun bir zamandır karıştıran gizemli Viking sembollerini kapsayan soruların büyük kısmı muhtemelen varlığını sürdürecek: “Netice itibariyle, runik yazıtlar insanlar tarafından yazılmıştı ve makineler değil insanlar tarafından okunması amaçlanmıştı.”


(Çeviren: Tarkan Tufan)

Kaynak:

These Enigmatic Viking Symbols, Used in Ancient Encrypted Messages, Keep One of History’s Strangest Language Secrets

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir